Bizi Arayın
0422 326 16 56
Bize Ulaşın
Battalgazi Malatya
Mail Gönderin
info@sevgifiziktedavi.com.tr

Fizyoterapist nedir?

Fizyoterapistler üniversite eğitimlidir ve yaralanma teşhisi, yaralanma tedavisi, egzersiz reçetesi, yaralanmayı önleme, rehabilitasyon ve diğer birçok spor, sağlık ve zindelik alanlarında uzmandır.

Ne getirmem gerekiyor?

Önceki tıbbi veya cerrahi geçmişinizi gösteren belgeler olabilir.  MRI raporları ve ilaç listesine sahipseniz getirin.

Kaç randevuya ihtiyacım olacak?

Tedavi sayısı soruna ve kişiye göre değişecektir. Kapsamlı bir değerlendirmeden sonra, fizyoterapist rehabilitasyon süreci için tedavi planını tartışacaktır.

Rehabilitasyon

Tenisçi ve Golfçü Dirseği Nedir ?
Dirsek eklemi sakatlıklarının sebeplerini , belirtilerini ve tedavisine değindiğimiz bu yazı sadece sporcuları değil toplumun büyük kısmını ilgilendiriyor

Elinize avucunuzu dolduracak büyüklükte bir top alın. Bu topu sıkıp gevşetin ve bileğiniz etrafında döndürün . Acı hissediyor musunuz ? Cevabınız evet ise yazımızı biraz daha dikkatli okumalısınız.

Ne yazık ki dirsek eklemi sakatlıkları sadece sporcuları ilgilendirmez. Toplumun %1-3’ünde görülen dirsek eklemi rahatsızlıkları ofis hayatında yanlış duruşa bağlı olarak %5’lere kadar çıkabiliyor.

Topuk Dikeni Nedir?
Topuk dikeni genelde sabah yataktan kalkar kalkmaz veya oturduğunuz yerden kalkmanız birlikte başlayan ağrılarla görülür. Topuk dikeni hastanın ayağının üstüne basamaması gibi problemlerle ortaya çıkmaktadır.

Topuk dikeni, yanlış ayakkabılar, uzun süre ayakta durmayı gerektiren işler, kilo artışı, tabana ani yük binmesi gibi nedenlere bağlı olarak ayak tabanımızda yer alan kısa kasları topuk kemiğine bağlayan fasya adındaki liflerde yırtılma/kopma sonucu oluşan enflamasyondur.

Bu kısımda zaman içerisinde kireçlenme benzeri sert doku birikir ve özellikle sabahları ilk ayağa basma sırasında hissedilen, sonradan yürüdükçe biraz azalan diken batması benzeri bir acı hissedilir.

Topuk dikeni tedavisinde ayak egzersizleri önerilir, ancak uzun süreli ve doğru egzersiz yapmakta zorlanan kişilere podo-taping uygulaması da alternatif bir yol olarak önerilebilir. Esnek bantlarla atılan her adımda taban kaslarına mini egzersiz yaptırır.

Bir haftaya yakın ayakta kalır, suya dayanıklıdır, anında rahatlama sağlar ve kasların yeniden güçlenerek sert dokunun yumuşamasına yardımcı olur.

Topuk dikeni, yanlış ayakkabılar, uzun süre ayakta durmayı gerektiren işler, kilo artışı, tabana ani yük binmesi gibi nedenlere bağlı olarak ayak tabanımızda yer alan kısa kasları topuk kemiğine bağlayan fasya adındaki liflerde yırtılma/kopma sonucu oluşan enflamasyondur.
Bu kısımda zaman içerisinde kireçlenme benzeri sert doku birikir ve özellikle sabahları ilk ayağa basma sırasında hissedilen, sonradan yürüdükçe biraz azalan diken batması benzeri bir acı hissedilir.

Topuk dikeni tedavisinde ayak egzersizleri önerilir, ancak uzun süreli ve doğru egzersiz yapmakta kişiler zorlandıkları için podo taping uygulaması kolay ve etkili bir alternatifidir. Esnek bantlar atılan her adımda taban kaslarına mini egzersiz yaptırır.

Bir haftaya yakın ayakta kalır, suya dayanıklıdır, anında rahatlama sağlar ve kasların yeniden güçlenerek sert dokunun yumuşamasına yardımcı olur.

Lenfatik Sistem Nedir?

Lenf sistemi; lenf damarları, lenf kılcalları, lenf hücreler, lenf nodülleri, bademcikler, timüs bezi ve dalaktan oluşuyor. Vücudu oluşturan hücreler bir sıvı ortamında bulunuyor. Bu sıvının içinde, hücreler için gerekli olan besin ve oksijen bulunuyor.
Hücreler, ihtiyaç duydukları maddeleri aldıktan sonra atık maddeleri bu ortama bırakıyor. Bu atıklar, lenf sıvısı içinde taşınıyor ve lenf nodüllerinde süzüldükten sonra temiz lenf sıvısı olarak dolaşıma katılıyor. Dolayısıyla lenfatik sistem; bağışıklık sistemiyle beraber çalışarak, vücut savunmasında koruyucu filtre görevi gören bir sistem olarak tanımlanıyor.

Lenfödem Nedir?

Lenfödem, lenfatik sistemdeki bozukluktan dolayı hücreler arası sıvıda meydana gelen artış olarak tanımlanıyor. Hangi nedenle olursa olsun lenfatik sistem düzgün bir şekilde çalışmıyorsa veya damarlar uygun bir şekilde sıvıyı drene edemiyorsa, dokular içinde sıvı birikebiliyor. Biriken sıvı miktarı lenfatik sistemin taşıma kapasitesinden büyükse lenfödem oluşuyor.

İnme (Felç) Nedir?
Beyninizin bir kısmına giden kan akışı azaldığında veya kesintiye uğradığında, beyin dokusunun oksijen ve besin almasını önleyen bir inme (felç) meydana gelir ve beyin hücreleri dakikalar içerisinde ölmeye başlar. İnmenin oluştuğu bölgedeki fonksiyonlarda geçici ya da kalıcı kayıplar oluşur.

inme (felç) tıbbi bir acil durumdur ve acil tedavi büyük önem arz etmektedir. Erken müdahale, beyin hasarını ve diğer komplikasyonları azaltabilir. Etkin tedaviler, felçten kaynaklı sakatlığın önlenmesine de yardımcı olabilmektedir.

Omurilik (Parapleji) Felci; yüksekten düşme, ateşli silah yaralanmaları, omuriliğe şiddetli darbe veya trafik kazaları sonrası omuriliğin yaralanması sonucunda ortaya çıkan bir durumdur.

Ayrıca enfeksiyonlar ve tümörler, damarsal bozukluklar gibi sebepler de omurilikte lezyon yapabilirler. Bu nedenle omurilik felci oldukça sık bir şekilde görülmektedir.

Beraberinde getirdiği fiziksel, psikolojik ve ekonomik sorunlar ile hem bireysel hem toplumsal açıdan önemli bir problemdir.

Ataksi, nörolojik bir bozukluğa bağlı denge ve koordinasyon bozukluğudur. Denge, durma veya düşmeme halidir. Koordinasyon ise hedeflenen harekette farklı vücut parçaları arasındaki uyumun sağlanmasıdır.

Herediter ataksiler otozomal dominant (OD), otozomal resesif  (OR) ve X’e bağlı olabilir.  Hastalığın kesin tanısı moleküler çalışmalara dayanır.

Literatüre göre Guillain Barre Sendromu (GBS), sıklıkla hızlı ilerleyici, simetrik güçsüzlük ve arefleksi(tepkisizlik/refleks kaybı) ile karakterize akut inflamatuar(1) çoklu nöron tutulumu olan bir sendromdur yani bir polinöropatidir

Tablo sıklıkla spesifik olmayan enfeksiyondan birkaç gün veya haftalar sonrasında ortaya çıkan ilerleyici güçsüzlük, eşlik eden hafif duysal semptomlarla ilerler.

Güçsüzlük çoğunlukla, hastalığın başlangıcında vücudun uç kısımlarında(distal kısımlarda) olup, çocukların %15-20’sinde daha uvuz başlarında merkeze daha yakın bölgelerde(proksimal kısımlarda) görülebilir. Çocukluk çağında görülen Guillain Barre Sendromunda kranial sinir tutulumu yaygındır. Vücudun uç(proksimal) kısımlarında uyuşma karıncalanma sıktır ve nöropatik ağrı birçok çocukta göze çarpan bir bulgudur. Nörolojik motor ve/veya duyusal kayıplar, günler-aylar içinde ilerleme gösterir.

Kalça Protezi Rehabilitasyonu
Kalça protez ameliyatı kalça eklemi belirli nedenlerden dolayı hasar görmüş olan hastalarda, hasarlı eklemin yapay bir eklemle değiştirilmesini içeren bir ameliyattır. Kalça protezi, ameliyat dışı tedavilere cevap vermeyen ağrıları giderir, stabilite sağlar (kalça kırık ve çıkıklarından sonra) ve eklem hareket açıklığını artırarak güvenli hareket elde edilir.

Kalça protezine ne zaman ihtiyaç duyulur?
Eklemde osteoartrite (kireçlenme) bağlı ileri derecede yıpranmalar varsa
Eklemin hareketini tamamen kısıtlayan romatoid artrit veya ankilozan spondilit gibi romatizmal hastalıkların varlığında
Uyluk kemiği başında dolaşım bozukluğu durumlarında
Doğumsal kalça çıkıklarının ileri dönemlerinde
Kemik tümörlerinde
Kalça eklemi enfeksiyonu sonrası hasar kalan hastalarda kalça protezine ihtiyaç duyulabilir.

Kalça Kırığı Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Kalça kırıkları, ciddi yaralanmalardır ve bazen bağlı olduğu komplikasyonlar yaşamı tehdit edici boyutlarda olmaktadır. En çok 65 yaş ve üstü kişilerde görülür. 80 yaşın üstündeki yaşlılarda ise görülme sıklığı daha fazladır.
Çok fazla ilaç kullanımı, görme kaybı ve denge sorunları nedeniyle düşme gibi etkenler de kalça kırıklarının en sık nedenleri arasında gösterilebilir.
Kalça kırıklarının neredeyse tamamına yakını ameliyat ve sonrasında fizik tedavi gerektirir.
Kalça kırıkları, yaşam kalitesini etkileyebilen ciddi rahatsızlıklardır. Yatağa bağlı yaşamak ve özgürce hareket edememek, hem fiziksel hem de psikolojik olarak kişileri olumsuz etkilemektedir.
Başkasından yardım almadan yürüyebilme oranı kırık öncesi %80 iken, kırık sonrası bu oran %30 a düşmektedir. İleri yaşın beraberinde getirdiği denge bozuklukları, kas zayıflıkları ve düşme korkusu hastaların yürürken bir kişinin yardımına duyduğu gereksinimi arttırmaktadır.

Genellikle ortopedik ameliyatların sonrasında uygulanan fizyoterapi yöntemlerinden biri olan ameliyat sonrası fizik tedavi ve rehabilitasyon; hastaların fizik tedavi, ilaç ya da diğer yöntemlerle iyileşemeyeceği durumlarda başvurdukları cerrahi müdahalenin daha sağlıklı bir sürece sahip olmasını sağlar.

Bu tarz ortopedik ameliyatlar genelde vücudun diz, omuz, bel gibi noktalarında ya da eklemlerindeki hasarları gidermek adına yapılan ameliyatlardır.

Hastaların ilaç tedavisi ya da diğer yöntemlerle gideremeyecekleri hasarların tedavi edilmesi için son radde olarak belirtilen ameliyatların ardından, cerrahi müdahale sonrasında dikkat edilmesi gereken sürecin daha verimli bir şekilde geçmesi ve müdahalenin etkisini daha iyi bir şekilde göstermesi adına fizik tedavi uygulamaları yapılmaktadır.

Yapılacak bu fizik tedavi uygulamaları, ameliyat sonrasında hastanın kas, eklem ve sinir sistemine etki edeceğinden tedavi sürecinin hızlanmasına yardımcı olur. Bu nedenle ameliyat sonrası fizik tedavi, ortopedik müdahalelerden sonra tercih edilmesi gerekilen bir tedavi yöntemidir.

Demansta Fiziksel Aktivite ve Egzersiz

Yaşlılık vücuttaki birçok sistemi etkileyen dinamik bir süreçtir. Yaşlanma ile bellek dahil bilişsel
işlevler, zeka, kişilik ve davranışlar farklı düzeylerde etkilenmektedir. Süreç ilerledikçe bireyin,
dayanıklılığında, fiziksel aktivite ve egzersizlerinde azalma görülebilmektedir.

Normal yaşlılık sürecinde durum böyleyken aynı zamanda kronik bir beyin sendromu olan demansın eşlik etmesi ile
aktiviteler de giderek azalır. Fiziksel aktiviteler sosyalleşebilmek için demansı olan bireye çeşitli
fırsatlar sunabilir. Bu nedenle demansı olan bireylerin sağlığını korumak ve aktif yaşam tarzını
benimsetmek için fiziksel aktivite ve egzersizin rolü gittikçe önem kazanmaktadır.

Yürüme ve Denge Bozukluğu Rehabilitasyonu
Yürüme ve denge sinir sisteminin belli bölgelerinin birlikte ve senkronize şekilde çalışmasıyla gerçekleşen bir fonksiyondur. Günlük hayatta en sık kullandığımız işlevlerden birisidir ve birçok sistemin birbiriyle dengeli biçimde çalışmasıyla oluşur. Bu yüzden yürüme ve denge bireylerin bağımsızlığını, fonksiyonelliğini etkileyen bir durumdur.

Yürüme ve denge bozuklukları ise birçok nedene bağlı olarak oluşabilir. Bunlar; doğumsal bazı hastalıklar, geçirilen nörolojik bir hastalık, bazı sinir sistemi hastalıkları, kas hastalıkları, Parkinson, Multiple Skleroz (MS), kalça ve diz protez ameliyatları, alt ekstremite kırıkları, ayaktaki sinir hasarı, tendon problemleri, inme ve ilerleyen yaş örnek olarak gösterilebilecek nedenlerden bazılarıdır.

Rehabilitasyon

Omurilik nedir? Önemi nedir?
Omurilik, omurganın içinde yer alan beynin devamı olarak santral sinir sisteminin bir parçası olan sinir paketidir. Kollarımız ve ayaklarımıza giden tüm sinirler ile göğüs kafesi kasları, mesane, barsak, cinsel organlara giden bir takım sinirler omurilikten çıkmaktadır.

Omurilik yaralanması nedenleri nelerdir?
Omurilik beyinden çıktığı yerden itibaren boyun, sırt, bel ve kuyruk sokumuna kadar uzanan omurganın ortasındaki omurilik kanalında seyreder ve bu kemik yapı tarafından korunur. Omurgaların herhangi bir sebeple zarar görmesi sonucunda içinde yer alan omurilik zarar görür ve omurilik yaralanması gerçekleşir. Dünyada ve ülkemizde en sık omurilik yaralanması nedeni trafik kazalarıdır. Sonrasında yüksekten düşmeler, ateşli silah yaralanmaları, spor yaralanmaları özellikle sığ suya atlama en sık rastlanan travmatik omurilik yaralanmaları nedenleridir. Travmatik nedenler dışında omurilik tümörleri, omurilik enfeksiyonları, motor nöron hastalıkları, disk hernileri gibi travmatik olmayan nedenlerde omurilik hasarına neden olabilirler.

Omurilik yaralanması sonrası görülen klinik tablo nedir?
Yaralanma seviyelerine göre değişen tipte felçler ortaya çıkar. Bu tabloya genel olarak omurilik yaralanmaları adı verilir.

İlk kez 1817 yılında titrek felç olarak tanımlanarak literatüre geçen Parkinson hastalığı beyin hücrelerinde kayıp ile seyreden, kadınlara oranla erkeklerde daha sık görülen, yavaş ilerleyen bir hareket bozukluğudur. İleri yaşlarda görülen hastalık en sık 40 ile 70 yaş aralığında ortaya çıksa da Parkinson hastalarının %5'lik kesiminde hastalık 20 ile 40 yaş arasında da ortaya çıkabilir. 65 yaş ve üzerinde toplumda görülme sıklığı %1'dir.

Parkinson hastalığı nedir?
İnsan beyninde dopamin üreten hücrelerin çok yoğun olarak bulunduğu substabsiya nigra adlı bölgeler bulunur. Bu bölgelerde üretilen ve bir çeşit kimyasal madde olan dopamin, kişinin hareketlerini kontrol etmesine olanak tanıyan striyatum adlı beyin bölgeleri arasındaki iletişimi sağlar. Dopamin hücreleri yüksek miktarda azaldığında dopamin üretimi yetersiz kalarak Parkinson hastalığın belirtilerinden olan ritmik olmayan, uyumsuz, titrek ve akıcı olmayan hareketlerin ortaya çıkmasına neden olur. Anne, baba ya da kardeşte Parkinson hastalığı öyküsü bulunan kişilerde hastalığın görülme oranı, toplumun geneline kıyasla daha yüksektir. Genetik öyküsü bulunan ailelerin fertlerinde hastalık daha genç yaşlarda başlar. Bu durum Parkinson hastalarının %5'ini oluşturur.

Dünyada en sık karşılaşılan beyin ve sinir sistemi hastalıkları sorunu olan inme beyin damarlarındaki daralma, tıkanma veya kanama sonrası gelişir.

İnme sonrası gelişen hemipleji; vücudun sağ ya da sol yarısında istemli hareketin kaybı ve felç anlamına gelir.

Vücudun bir yarısında istemli hareket kaybı veya hareket azlığı, duyu bozukluğu ve ayrıca iletişim (konuşma) bozukluğu, görme alanı kaybı ya da algılama bozuklukları gibi nörolojik bulgulara neden olabilir. Tüm bulgular beyinde gerçekleşen hasarın yerine ve şiddetine bağlı olarak her hastada farklılık gösterebilir.

Rehabilitasyonda hedef kaybolmuş motor işlevi, duyusal ve algısal kaybı yeniden kazandırmak, komplikasyonları önlemek ve kişiyi mümkün olan en üst seviyede bağımsız kılmaktır.

İnme rehabilitasyonu kişinin fiziksel, bilişsel, ruhsal, medikal bakımlardan değerlendirilmesi, tüm bu değerlendirme sonuçlarına göre kişiye özgü terapi stratejilerinin oluşturulmasıdır.

Pediatrik Rehabilitasyon Nedir?
Pediatrik rehabilitasyon programı, çocuklar için kapsamlı multi disipliner rehabilitasyon bakımı hizmeti sunmaktadır. Amaç, her bir çocuğun yeteneklerini en üst düzeye çıkarırken, engellerin etkilerini en aza indirmektir. Bu, aile merkezli bir ortamda sağlanan en yüksek kalitenin etkin rehabilitasyonu ile gerçekleştirilir.

Bozulmanın doğasına ve çocuğun ihtiyaçlarına bağlı olarak, tedavi çeşitli ortamlarda gerçekleşir ve mümkün olan en yüksek seviyedeki fonksiyonu teşvik etmek için rehabilitasyon profesyonellerinin çeşitli becerilerini kullanır. Pediatrik rehabilitasyon ekibi, her bireyin öz bakım, hareketlilik, iletişim, biliş ve sosyalleşmede tam işlevsel bağımsızlığa erişmesine yardımcı olmayı hedefler. Çocuklardaki görme, duyma, yutkunma, konuşma gibi bozuklukların tedavi edilmesi için uygulanır. Bunun yanı sıra genetik bozukluklar ve kas hastalıkları tedavisinde de uygulanmaktadır.

Pediatrik Rehabilitasyon Hangi Durumlarda Uygulanmaktadır?
Çocuklarda doğuştan kas koordinasyonu bozukluğu ya da sonradan ortaya çıkan bozukluklar, iskelet ve kas sistemi dengesinin bozulması gibi durumlarda da pediatrik rehabilitasyon uygulanarak rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olunur.

Pediatrik rehabilitasyon ile çocuklardaki emekleme, yürüyeme, elle kavramayla ilgili sorunlar tedavi edilebilir. Ayrıca serebral palsi ve spina bifida gibi hastalıkların tedavisinde de pediatrik rehabilitasyon tedavisi uygulanmaktadır. Omurilikte ortaya çıkan hasarlarda, kas ve iskelet yapısında görülen rahatsızlıklarda, kafaya alınan darbe ya da travmalarda, yürüme ve emekleme bozukluklarında pediatrik rehabilitasyon ile oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.

MS Hastalığı (Multipl Skleroz) Nedir?
Multipl Skleroz (MS) hastalığı, etkisini merkezi sinir sisteminde gösteren ve ataklarla kendini belli eden kronik sinir sistemi hastalığıdır.
Bağışıklık sistemi vücudu dışarıya karşı korurken kendi hücrelerini tanır. Ancak bilinmeyen nedenden dolayı sistem bozulduğunda, bağışıklık sistemi kendi hücrelerine özellikle de sinir iletimini sağlayan beyin ve omurilikteki hücrelere karşı saldırı düzenler.

Beynin vücuda gönderdiği elektrik sinyalleri sayesinde hareket ve koordinasyon sağlanır. Sinir hücrelerini koruyan ve görevlerini yerine getirmelerine yardımcı olan, sinir hücrelerinin etrafındaki örtü gibi kılıflara miyelin adı verilir. Bağışıklık sistemi miyelin kılıflarına saldırdığında ‘plak’ adı verilen hasarlı bölgeler oluşur. Bunun sonucunda yürüme, konuşma, görme gibi eylemlerde bozulmalar olabilir, bunlara MS atakları denir.

Ancak miyelin tabakası kendini tekrar yeniler ve hastalar günlük yaşamına geri döner. Ataklar 1 hafta, 3 ay, 1 yıl gibi farklı zamanlarda olabilir. Her MS hastası için atak süreleri farklıdır. Günümüzde ilaçlar, fizik tedavi ve diğer yöntemlerle ataklar önlenebilmekte, sayısı ve şiddeti azaltılabilmektedir.

MS hayatı tehdit eden bir hastalık değildir. Bazı hastalarda ileriki yaşlarda hareket ve bazı bilişsel kayıplara rastlanabilir. Hastalığın kesin tedavisi olmasa da günümüzde tıptaki gelişmeler, erken tanı ve doktor kontrolünde alınacak önlemler, yaşanan sıkıntıları azaltmaktadır.

Omurilik nedir? Önemi nedir?
Omurilik, omurganın içinde yer alan beynin devamı olarak santral sinir sisteminin bir parçası olan sinir paketidir. Kollarımız ve ayaklarımıza giden tüm sinirler ile göğüs kafesi kasları, mesane, barsak, cinsel organlara giden bir takım sinirler omurilikten çıkmaktadır.

Omurilik yaralanması nedenleri nelerdir?
Omurilik beyinden çıktığı yerden itibaren boyun, sırt, bel ve kuyruk sokumuna kadar uzanan omurganın ortasındaki omurilik kanalında seyreder ve bu kemik yapı tarafından korunur. Omurgaların herhangi bir sebeple zarar görmesi sonucunda içinde yer alan omurilik zarar görür ve omurilik yaralanması gerçekleşir. Dünyada ve ülkemizde en sık omurilik yaralanması nedeni trafik kazalarıdır. Sonrasında yüksekten düşmeler, ateşli silah yaralanmaları, spor yaralanmaları özellikle sığ suya atlama en sık rastlanan travmatik omurilik yaralanmaları nedenleridir. Travmatik nedenler dışında omurilik tümörleri, omurilik enfeksiyonları, motor nöron hastalıkları, disk hernileri gibi travmatik olmayan nedenlerde omurilik hasarına neden olabilirler.

Omurilik yaralanması sonrası görülen klinik tablo nedir? 
Yaralanma seviyelerine göre değişen tipte felçler ortaya çıkar. Bu tabloya genel olarak omurilik yaralanmaları adı verilir.

Brakiyal Pleksus Nedir?
Brakiyal pleksus (Brachial plexus), boynun her iki yanında yer alan, omuz, kol ve elin hareketini ve duyusunu sağlayan sinir ağıdır. Karmaşık bir anatomik yapısı vardır. Kola uzanan sinirler, omurilikten çıkarak boyundaki omur kemiklerinin arasından geçerler. Bu sinir ağında dört boyun (servikal) sinir kökü (C5-C8) ve birinci sırt (torakal) sinir kökü(T1) bulunur.

Bu kökler birleşerek üç trunkusa ayrılır. C5-C6 kökleri üst trunkusu, C7 kökü orta trunkusu, C8-T1 kökleri alt trunkusu meydana getirir. Her trunkus bir bölüme ayrılır. Bölümlerin yarısı genel olarak fleksör kasları (kolu kıvıran ve yukarı kaldıran kasları), diğer yarısı da ekstansör kasları (kolu uzatan ve aşağı indiren kasları) hareket ettirir.

Spina Bifida Nedir?
Spina bifida, fetal dönemde omurilik ve omurganının kapanmaması ile ortaya çıkan doğumsal anomalidir. Çocukluk döneminde özürlülüğe neden olan en sık 2. hastalıktır. İnsan hayatında karşılaşılabilen en karmaşık doğumsal anomalilerden biridir. Kas-iskelet ve genitoüriner sistemi etkileyen kompleks bir sendromdur. Sıklığı 1000 1-2 dir. Folik asit kullanımın bu sıklığı yaklaşık %70 oranında azaltabilmektedir.

Embriyonel hayatın ilk haftalarında omurilik ve omurganın kapanma defektidir. Miyelomeningosel, spina bifida, spina bifida sisitika ve myelodisplazi terimleri eş anlamlı olarak kullanırlar. Defekt genellikle doğumda sırt ya da bel bölgesinde dıştan bir kesenin varlığı ile fark edilir. Kesede genellikle omurilik ile ilgili yapılar bulunur. Defekt omurganın her hangi bir seviyesinde görülse bile en sık bel bölgesinde görülür.

CP nedir?
Serebral palsi ya da kısaca CP gelişmekte olan beynin hasarına bağlı ilerleyici olmayan kalıcı hareket ve duruş bozukluğudur. CP sıklığı 1000 canlı doğumda 2-3’dür.

CP’nin nedenleri nelerdir?
CP doğum öncesi ( anne yaşının küçük veya ileri olması, çoğul gebelikler, genetik hastalıklar, travmalar, annenin hastalıkları ), doğum sırası ( erken doğum, düşük doğum ağırlığı, uzamış doğum, anormal geliş ve enfeksiyonlar ) ve doğum sonrası ( sarılık, enfeksiyonlar, travma, kafa içi kanamalar ) nedenlerle meydana gelebilir.

Kas hastalığı (Distrofisi) nedir?
Tıp dilinde kas hastalıklarına kas distrofisi denir. Distrofi kelimesi Antik Yunancadaki kötü, hastalıklı anlamına gelen dis ve beslenme, gelişme anlamına gelen trofi kelimelerinin birleşmesiyle türetilmiştir. Kas distrofilerin (musküler distrofilerin) kesin bir tedavisi yoktur. Ancak ilaçlar ve terapiler, belirtileri yönetmeye ve hastalığın seyrini yavaşlatmaya yardımcı olabilir.

Kas distrofisinin sizi veya çocuğunuzu nasıl etkileyeceği türüne bağlıdır. Çoğu insanın durumu zamanla kötüleşir ve bazı insanlar yürüme, konuşma veya kendilerine bakma becerisini kaybedebilir. Fakat bu herkesin başına gelen bir durum değildir. Kas hastalığı olan bazı insanlar yıllarca hafif semptomlarla yaşayabilir.

Travmatik beyin hasarı nedir?
Travmatik beyin hasarı en sık trafik kazaları olmak üzere, yüksekten düşme, iş kazaları, darp, ateşli silah yaralanmaları gibi çeşitli nedenlere bağlı olarak meydana gelebilir. Toplumda önemli bir engellilik sebebi olarak ortaya çıkar ve rehabilitasyonu da oldukça önem taşır. Erken dönemdeki yoğun bakım tedavisinin ardından robotik rehabilitasyonu da içeren yoğun bir nörolojik rehabilitasyon programına ihtiyaç duyulur.

Travmatik beyin hasarı, kafanın ani ve şiddetli bir şekilde bir nesneye çarpması ya da bir nesnenin kafatasını delerek beyin dokusuna zarar vermesi sonucu ortaya çıkan beyin yaralanmalarıdır. Kişinin bilişsel ve fiziksel fonksiyonlarında bozulmalara yol açarak düşünme, algılama, konuşma, yutma bozuklukları ile kol ve bacak gibi organlarında felç gelişmesine neden olabilir. Hemen her yerde ve her yaşta görülebilirse de gençlerde ve özellikle 15-25 yaş arasında sıklığı en fazladır. Motorsiklet ve bisiklet kazaları önemli bir nedenidir. Kask kullanılması bu tür kazalarda travmatik beyin hasarı oluşumunu önemli ölçüde azaltır. Çocuklarda düşmeler ve kaza dışı travmalar, erişkinlerde trafik kazaları ve yaşlılarda yine düşmeler kafa travmasının yaygın nedenleridir

Yüz felci, sinir hasarına bağlı olarak yüz mimik kaslarında hareket kaybı gelişmesidir. Yüzün bir veya iki tarafında görülebilir ve tıp literatüründe fasiyal paralizi olarak adlandırılır. Yüz felcinin yaygın nedenleri arasında yüz mimik kaslarına gelen fasiyal sinirde iltihap, kafa travması, inme ve baş-boyun tümörleri bulunur. Sebebe bağlı olarak, felç kısa sürede geçer veya uzun bir süre devam edebilir. Yüz felci geçirenlerde yüz kasları sarkık veya zayıf görünebilir.

Ortopedik Rehabilitasyon Ünitesi
Tüm dünyada bilim insanlarınca uygulanan tedavi yöntemleri ile tanışmak ve sağlıklı bir yaşama adım atmak için sizleri kliniğimize bekliyoruz

izyoterapi Rehabilitasyon Kliniğinde bulunan Ortopedik Rehabilitasyon Ünitesinde, kas, kemik, bağ, yumuşak doku gibi kas-iskelet sistemini etkileyen yaralanma ve cerrahilerinden sonra fizyoterapi rehabilitasyon uygulamaları yapılmaktadır. Yaralanma, hastalık, cerrahi veya dejenerasyon sonucunda gelişen, kas-iskelet sistemi sorunlarının tedavisi, alanında yetkin ve özelleşmiş akademisyen fizyoterapi rehabilitasyon uzmanları tarafından yapılmaktadır. Kliniğimizde bireye özgü belirlenen ve güncel bilgilerle oluşturulan fizyoterapi rehabilitasyon programları, kuvvetlendirme egzersizleri, germe egzersizleri, denge eğitimi, postür/duruş egzersizleri, özel tedavi teknikleri (manuel terapi), elektriksel tedavi ve ısı ajanlarından oluşmakta ve en yeni teknolojik cihazlar kullanılmaktadır.

Neredeyse bir fizyoterapi kliniği büyüklüğündeki "klinik egzersiz merkezimiz", tedavinizin en önemli kısmı olan egzersiz yaklaşımlarını uygulamak için en modern aygıtlarla donatılmıştır. Her seansta manuel tedavi sonrası hastalarımız, fonksiyonel egzersizlerini fizyoterapist eşliğinde ve/veya gözetiminde bu merkezde yapmaktadır.

Nörolojik Hastalıkların Rehabilitasyonu
Nörolojik rehabilitasyon, periferik ve merkezi sinir sistemi kökenli hasarlanmalar yaşandığı takdirde başvurulan bir rehabilitasyon uygulamasıdır. Nörolojik hastalıklar kapsamında çok sayıda rahatsızlığın birbirinden farklı yöntemlerle nörolojik rehabilitasyonu sağlanmaktadır. Travmalar, enfeksiyonlar, yapısal deformasyonlar, dolaşım sıkıntıları ve buna bağlı oluşan felç durumları gibi çok sayıda rahatsızlıkta rehabilitasyon çalışmalarına başvurulmaktadır. Nörolojik hastalıklarda rehabilitasyon göz ardı edilmemesi gereken, oldukça kritik bir tedavi yöntemidir.

Sizi Dinliyoruz

Görüşleriniz bizim için değerlidir. Sevgi Fizik Tedavi Merkezi ile ilgili her türlü düşünce, öneri ve eleştirilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.